Bu Sarayın Sultanı Siz Olacaksınız

Oldum olası düğün ve nişanlarda bayanların giyindikleri kıyafetler ilgimi çeker. Hayır hayır, üzerlerinde nasıl durduğu değil, giyindikleri abiyeleri, takındıkları takıları, ayakkabılarını, falanını filanını bir giyinip bir daha giymedikleri ilgimi çeker. Neden bir daha giymezler? Madem bir daha giymeyeceksin neden alırsın? Hatta neden pahalı alırsın? Tamam, bir kadın için kıyafet önemli ama sorun nedir de bazen gideceğin bir kokteyl için günlerce kıyafet ararsın? Bu sorunun yanıtını bu söyleşide bulacaksınız. Ya da bulamayacaksınız. Hani bu kıyafet sorununu erkeklerin sorunu zannediyoruz ya aslında sorun yok. Çünkü kadın öyle istiyor.

Facebook da bir sayfa ile karşılaştım. Kapakta ki fotoğrafta güzel bayanlar (hiçbirini tanımıyorum) Üzerlerinde güzel kıyafetler ve fotoğrafta moda dünyasının usta koreograflarından Uğurkan Erez. Bu sayfayı ciddiye almak lazım dedim ve biraz daha incelemeye başladım. İnceledikçe müthiş profesyonellerin tasarımlarına rastladım.

“Te huur Talitha Couture Jovani, Sherri Hil, Abiye, Tarik Ediz, Terani avondjurken, Mac Duggal in combinatie met, sieraden, bolero, tassen, schoenen.”

Daha da ilginci yukarda okuduklarınızı kiraya vermesi. İlginç olan bir konu varsa bizde bu konuyu irdeleyelim. Sevgili Moda editörümüz Deniz Tebbessüm hanfendi aracıyla Wensfashion sahibi sayın Arzu Sönmez hanımefendiyle randevu alıp söyleşimizi gerçekleştirdik. Buyurun büyük ihtimal keyif alacaksınız.

Arzu Sönmez: Yeni bir Hint abiyem var, Denizciğim sen bunu mutlaka denemelisin? Deniz Tebessüm: O geçen ki abiye çok güzelmiş ben onu da giymek istiyorum? Arzu. S: Taç geldi gördün mü? Birazdan bir deneyelim

İnanın muhabbet böyle başladı. Bir de hiç dinmeyecek sandığım paşanın havlamasıyla. İki güzel bayan ne nasılsın nede nasılım, direk daldılar kıyafetin, takının muhabbetine. Bu ara, aslında hangi ara kahve içer misiniz dendi ve ben ne zaman içerim dedim anlayamadan kahvem geldi. Muhabbet o kadar hızlı gelişiyordu ki en iyisi dinlemek dedim. Bir ara beni keşfettiler.

Arzu S: O kadar güzel ki yeni kreasyonlarım Deniz hanımda alımlı, istiyorum giysin denesin.

“Söz bana gelmişken sıramı kaçırmayayım istedim.” VG: Arzu hanım izin öncesi keşfettim sizin bu çalışmanızı. Nerden esti nerden icap etti pahalı kıyafetleri kiralamak. Arzu S: İşin aslı şu. Oğlumu evlendirirken keşfettim. Oğlum tekdir. Birçok kıyafetlerim olduğu halde gerek kendime, gerekse gelinime yeni kıyafet almamız gerekiyor. Abiyesi, takısı, ayakkabısı, gelinliği falan. Çok para bunlar. Çok şükür benim iyi kötü alacak gücüm var. Ya alamayanlar diye düşündüm. Hadi biz yine iyiyiz. Biliyorsunuz faslılar bir düğünde veya nişanda beş hatta yedi sefer kıyafet değiştiriyorlar.

VG: Şaka değil mi? Arzu S: Hayır canım ne şakası. Bizim düğünlerden daha kokoş onların düğünleri.

VG: Biz kokoş muyuz? Birbirlerine bakıyor gülüyorlar. Üzerlerinde ki günlük kıyafete bakıyorum…

VG: Bence siz kokoşsunuz (Tekrar gülüyorlar) Sonra…

Arzu S: Sonra düşündüm. İnsanların alım gücü var, alabilen var alamayan var… Niçin böyle bir imkan oluşturmayayım. İlk önce kendi gar dolabıma baktım. Vedat bey, inanın o kadar pahalıya ve tanınmış modacılara diktirdiğim ve bir giyip bir daha giymediğim kıyafetlerim vardı ki içim cız etti.

VG: Eee niçin giymiyorsunuz giyseniz ne olur? Deniz T: (Kahkaha atar) Giyemez Vedat’cığım giyemez!

VG: Niçin giyemez? Deniz T: Kadın kadının kurdudur. Bir giydiğini bir daha görürse, o zaman dedikodu başlar.

VG: Sanki dedikodu başka başlamıyor, neyse biz devam edelim… Karar mı verdiniz? Arzu S: O zaman aslında karar verdim. Gardolabım kıyafetlerle dolu… Birçok takı var ve benim gibi birçok kadının gardolabında giymedikleri var. MarktPlaats’a küçük bir ilan verdim ve başladım.

VG: Evinizin bir bölümünü kapamışsınız… (ev dediğim villa) Arzu S: Hayalim böyle. Bir yerim olsun, kadınlar gelsinler, küçük bir kafeteryası olsun, kahvelerini içerken biryandan sohbet etsinler, bir yandan da biz modacılarla hazırlayalım.

VG: Harika bir düşünce, kıyafetleriniz içinde seçkin modacıların kıyafetleri var. Arzu S: Evet oldukça geniş… Şimdi kıyafet önemli. Böyle olunca bende peşine düştüm. Bazen satın alıyorum. Düşünün 3-4bin lira veya Euroluk kıyafetleri bir sefer giyiyorsunuz ve bir daha giymiyorsunuz.

VG: Sizin özelliğiniz de sanırım bu. Peki pişti olma durumu yok mu? Arzu S: Hayır yoktur. Çünkü kadın neyi nerde ne zaman giyineceğini çok iyi bilir. Deniz T: Kadın detaycıdır. Gideceği daveti iyi bilmek ister. Kim geliyor, nasıl insanlar geliyor. Bunları ölçer biçer ona göre giyinir.

VG: Deniz sen güzel giyinenlerdensin, sende bir giyindiğini bir daha giyenlerden misin? Deniz T: Hayır canım. Ama olay daha çok kendine olan öz güveninle ilgili. Bazen aynı kıyafeti giyersin ama bir takı eklersin o takı bütün ambiyansını değiştirir.

VG: Kadın, kadının niçin kurdudur? Deniz T: (Yine hoş bir kahkaha gelir) Bir baloya davetliydim. Uzun zaman görüşmediğim bir bayan arkadaşımla karşılaştım. Öpüştük sarıldık ve ilk söylediği “aaa sen bunu şurada da giymemiş miydin” İşte biz bayanların durumu!

VG: Bizler giyinmesini biliyor muyuz? Arzu S: elbette “giyinmesini biliyor muyuz?” sorusu zor soru. Şimdi kendini koyvermiş bayanlarda var, kokoş bakımlı bayanlarda var.

VG: Bakımlı bayanlar diyelim? Aslında bu soruyu sizin dostunuz Uğurkan beye sormak lazım. Arzu S: Uğurkan Erez benim hem dostum, babam, hem arkadaşım, hem ustam. Örnek aldığım ve çok sevdiğim biri.

VG: Peki hedefiniz nedir? Arzu S: Hedefim bu işi geliştirmek. Benim yanımdan ayrılan ertesi gün geldiğinde mutlu gelmesi ve bir daha gelmesi. Bakın Vedat bey; normal bir fiyattan yola çıkarsak bir kadının bir nişanda yada ne bileyim özel bir günde abiyesiyle, takısıyla, ayakkabısı, çantasıyla maliyeti en az 2-3 bin Euro’dur. Bizde en fazla 500 ile 800 Euro’dur örnek olarak. Yani; hem o günün sultanı olacaksın, hem de paran cebinde kalacak.

VG: O günün sultanı çok hoşuma gitti… Arzu S: Evet o günün sultanı olsunlar…

VG: Peki size nasıl ulaşacaklar, adresi versek çat kapı gelebilirler mi? Arzu S: (Kahkaha atarak) O zaman özelliğimiz kalmaz. Hayır çat kapı gelemezler. Randevu üzerine bize ulaşabilirler. Çünkü müşterimize zaman ayırmalıyız. Üzerinde en iyi ne duruyorsa bulmalıyız. Yani kadının üzerinde duranı keşfetmeliyiz. Kadının kıyafeti kadının özgüvenidir.

Dipnot: Kadının kıyafeti kadının özgüvenidir sözüyle söyleşiyi kapamak istedim. O kadar dolu doluydu ki Arzu hanım, özgüvenine hayran kalmamak elde değil. Arzu hanım çocuk yaşta hobi olarak dikiş nakışa başlamış. Bu işi sevmesinin nedeni de zaten çocukluktan beri ruhuna girmiş olması. Çocukluk düşlerini gerçekleştiren, mutlu yaşamanın formülünü bulmuş demektir. Arzu Sönmez hanımefendiyle sizlerde bir randevu alın ve o gideceğiniz eğlencenin sultanı siz olun. İletişim için Google amcaya WENSFASHION’u sorun o sizi yönlendirecek… Ya da benim gibi facebook’dan da bulabilirsiniz…

Oldum olası düğün ve nişanlarda bayanların giyindikleri kıyafetler ilgimi çeker. Hayır hayır, üzerlerinde nasıl durduğu değil, giyindikleri abiyeleri, takındıkları takıları, ayakkabılarını, falanını filanını bir giyinip bir daha giymedikleri ilgimi çeker. Neden bir daha giymezler? Madem bir daha giymeyeceksin neden alırsın? Hatta neden pahalı alırsın? Tamam, bir kadın için kıyafet önemli ama sorun nedir de bazen gideceğin bir kokteyl için günlerce kıyafet ararsın? Bu sorunun yanıtını bu söyleşide bulacaksınız. Ya da bulamayacaksınız. Hani bu kıyafet sorununu erkeklerin sorunu zannediyoruz ya aslında sorun yok. Çünkü kadın öyle istiyor.

Facebook da bir sayfa ile karşılaştım. Kapakta ki fotoğrafta güzel bayanlar (hiçbirini tanımıyorum) Üzerlerinde güzel kıyafetler ve fotoğrafta moda dünyasının usta koreograflarından Uğurkan Erez. Bu sayfayı ciddiye almak lazım dedim ve biraz daha incelemeye başladım. İnceledikçe müthiş profesyonellerin tasarımlarına rastladım.

“Te huur Talitha Couture Jovani, Sherri Hil, Abiye, Tarik Ediz, Terani avondjurken, Mac Duggal in combinatie met, sieraden, bolero, tassen, schoenen.”

Daha da ilginci yukarda okuduklarınızı kiraya vermesi. İlginç olan bir konu varsa bizde bu konuyu irdeleyelim. Sevgili Moda editörümüz Deniz Tebbessüm hanfendi aracıyla Wensfashion sahibi sayın Arzu Sönmez hanımefendiyle randevu alıp söyleşimizi gerçekleştirdik. Buyurun büyük ihtimal keyif alacaksınız.

Arzu Sönmez: Yeni bir Hint abiyem var, Denizciğim sen bunu mutlaka denemelisin? Deniz Tebessüm: O geçen ki abiye çok güzelmiş ben onu da giymek istiyorum? Arzu. S: Taç geldi gördün mü? Birazdan bir deneyelim

İnanın muhabbet böyle başladı. Bir de hiç dinmeyecek sandığım paşanın havlamasıyla. İki güzel bayan ne nasılsın nede nasılım, direk daldılar kıyafetin, takının muhabbetine. Bu ara, aslında hangi ara kahve içer misiniz dendi ve ben ne zaman içerim dedim anlayamadan kahvem geldi. Muhabbet o kadar hızlı gelişiyordu ki en iyisi dinlemek dedim. Bir ara beni keşfettiler.

Arzu S: O kadar güzel ki yeni kreasyonlarım Deniz hanımda alımlı, istiyorum giysin denesin.

“Söz bana gelmişken sıramı kaçırmayayım istedim.” VG: Arzu hanım izin öncesi keşfettim sizin bu çalışmanızı. Nerden esti nerden icap etti pahalı kıyafetleri kiralamak. Arzu S: İşin aslı şu. Oğlumu evlendirirken keşfettim. Oğlum tekdir. Birçok kıyafetlerim olduğu halde gerek kendime, gerekse gelinime yeni kıyafet almamız gerekiyor. Abiyesi, takısı, ayakkabısı, gelinliği falan. Çok para bunlar. Çok şükür benim iyi kötü alacak gücüm var. Ya alamayanlar diye düşündüm. Hadi biz yine iyiyiz. Biliyorsunuz faslılar bir düğünde veya nişanda beş hatta yedi sefer kıyafet değiştiriyorlar.

VG: Şaka değil mi? Arzu S: Hayır canım ne şakası. Bizim düğünlerden daha kokoş onların düğünleri.

VG: Biz kokoş muyuz? Birbirlerine bakıyor gülüyorlar. Üzerlerinde ki günlük kıyafete bakıyorum…

VG: Bence siz kokoşsunuz (Tekrar gülüyorlar) Sonra…

Arzu S: Sonra düşündüm. İnsanların alım gücü var, alabilen var alamayan var… Niçin böyle bir imkan oluşturmayayım. İlk önce kendi gar dolabıma baktım. Vedat bey, inanın o kadar pahalıya ve tanınmış modacılara diktirdiğim ve bir giyip bir daha giymediğim kıyafetlerim vardı ki içim cız etti.

VG: Eee niçin giymiyorsunuz giyseniz ne olur? Deniz T: (Kahkaha atar) Giyemez Vedat’cığım giyemez!

VG: Niçin giyemez? Deniz T: Kadın kadının kurdudur. Bir giydiğini bir daha görürse, o zaman dedikodu başlar.

VG: Sanki dedikodu başka başlamıyor, neyse biz devam edelim… Karar mı verdiniz? Arzu S: O zaman aslında karar verdim. Gardolabım kıyafetlerle dolu… Birçok takı var ve benim gibi birçok kadının gardolabında giymedikleri var. MarktPlaats’a küçük bir ilan verdim ve başladım.

VG: Evinizin bir bölümünü kapamışsınız… (ev dediğim villa) Arzu S: Hayalim böyle. Bir yerim olsun, kadınlar gelsinler, küçük bir kafeteryası olsun, kahvelerini içerken biryandan sohbet etsinler, bir yandan da biz modacılarla hazırlayalım.

VG: Harika bir düşünce, kıyafetleriniz içinde seçkin modacıların kıyafetleri var. Arzu S: Evet oldukça geniş… Şimdi kıyafet önemli. Böyle olunca bende peşine düştüm. Bazen satın alıyorum. Düşünün 3-4bin lira veya Euroluk kıyafetleri bir sefer giyiyorsunuz ve bir daha giymiyorsunuz.

VG: Sizin özelliğiniz de sanırım bu. Peki pişti olma durumu yok mu? Arzu S: Hayır yoktur. Çünkü kadın neyi nerde ne zaman giyineceğini çok iyi bilir. Deniz T: Kadın detaycıdır. Gideceği daveti iyi bilmek ister. Kim geliyor, nasıl insanlar geliyor. Bunları ölçer biçer ona göre giyinir.

VG: Deniz sen güzel giyinenlerdensin, sende bir giyindiğini bir daha giyenlerden misin? Deniz T: Hayır canım. Ama olay daha çok kendine olan öz güveninle ilgili. Bazen aynı kıyafeti giyersin ama bir takı eklersin o takı bütün ambiyansını değiştirir.

VG: Kadın, kadının niçin kurdudur? Deniz T: (Yine hoş bir kahkaha gelir) Bir baloya davetliydim. Uzun zaman görüşmediğim bir bayan arkadaşımla karşılaştım. Öpüştük sarıldık ve ilk söylediği “aaa sen bunu şurada da giymemiş miydin” İşte biz bayanların durumu!

VG: Bizler giyinmesini biliyor muyuz? Arzu S: elbette “giyinmesini biliyor muyuz?” sorusu zor soru. Şimdi kendini koyvermiş bayanlarda var, kokoş bakımlı bayanlarda var.

VG: Bakımlı bayanlar diyelim? Aslında bu soruyu sizin dostunuz Uğurkan beye sormak lazım. Arzu S: Uğurkan Erez benim hem dostum, babam, hem arkadaşım, hem ustam. Örnek aldığım ve çok sevdiğim biri.

VG: Peki hedefiniz nedir? Arzu S: Hedefim bu işi geliştirmek. Benim yanımdan ayrılan ertesi gün geldiğinde mutlu gelmesi ve bir daha gelmesi. Bakın Vedat bey; normal bir fiyattan yola çıkarsak bir kadının bir nişanda yada ne bileyim özel bir günde abiyesiyle, takısıyla, ayakkabısı, çantasıyla maliyeti en az 2-3 bin Euro’dur. Bizde en fazla 500 ile 800 Euro’dur örnek olarak. Yani; hem o günün sultanı olacaksın, hem de paran cebinde kalacak.

VG: O günün sultanı çok hoşuma gitti… Arzu S: Evet o günün sultanı olsunlar…

VG: Peki size nasıl ulaşacaklar, adresi versek çat kapı gelebilirler mi? Arzu S: (Kahkaha atarak) O zaman özelliğimiz kalmaz. Hayır çat kapı gelemezler. Randevu üzerine bize ulaşabilirler. Çünkü müşterimize zaman ayırmalıyız. Üzerinde en iyi ne duruyorsa bulmalıyız. Yani kadının üzerinde duranı keşfetmeliyiz. Kadının kıyafeti kadının özgüvenidir.

Dipnot: Kadının kıyafeti kadının özgüvenidir sözüyle söyleşiyi kapamak istedim. O kadar dolu doluydu ki Arzu hanım, özgüvenine hayran kalmamak elde değil. Arzu hanım çocuk yaşta hobi olarak dikiş nakışa başlamış. Bu işi sevmesinin nedeni de zaten çocukluktan beri ruhuna girmiş olması. Çocukluk düşlerini gerçekleştiren, mutlu yaşamanın formülünü bulmuş demektir. Arzu Sönmez hanımefendiyle sizlerde bir randevu alın ve o gideceğiniz eğlencenin sultanı siz olun. İletişim için Google amcaya WENSFASHION’u sorun o sizi yönlendirecek… Ya da benim gibi facebook’dan da bulabilirsiniz…

By | 2018-04-30T21:23:21+00:00 March 28th, 2017|Uncategorized|0 Comments

Leave A Comment